Bu kitap neden yazıldı?
Bu kitap neden yazıldı, kimin için yazıldı?
Bazı dönemler vardır; rakamlar anlatamaz.
Grafikler açıklayamaz.
Sadece yaşayanlar bilir.
1990’lar, Türkiye için siyasi, ekonomik ve toplumsal dalgalanmaların iç içe geçtiği, kırılgan ve karmaşık bir on yıldı. Turizm sektörü, tüm bu çalkantılı ortamın tam merkezindeydi. Bir yandan umut vadeden yatırımlar yapılırken öte yandan her yıl başka bir kriz kapıyı çalıyordu. Körfez Savaşı, terör dalgası, siyasi belirsizlikler, devalüasyonlar, dış basında yürütülen karalama kampanyaları ve en sonunda 1999’da yaşanan gelişmeler.
İşte biz bu kitabı, tüm bu sert dalgaların ortasında dimdik ayakta durmaya çalışan insanların emeğini, alın terini, inancını ve direncini kayda geçirmek için yazdık.
Bu kitap, sadece ne yaptığımızı değil, neden ve nasıl yaptığımızı da anlatıyor.
Kolay değildi.
Çok kişi yoruldu.
Çok kurum fire verdi.
Ama yılmadık.
Çünkü pes etmek, bu ülkeye, bu sektöre, bu emeğe ihanet olurdu.
Her yıl yeni bir krizle sarsıldık ama her yıl yeni bir çıkış yolu bulduk.
Neredeyse her yıl, artan turist sayısı ve yükselen döviz geliriyle, dünyanın şaşkın bakışları arasında ülkemizin turizmini ayakta tuttuk.
Bunu bazen tek başımıza ama çoğu zaman da birlikte başardık.
Devletle, sektörle, meslek örgütleriyle, hatta bazen rakip sandıklarımızla omuz omuza vererek…
Bu kitap, yalnızca geçmişi anlatmak amacıyla yazılmadı.
Benzer mücadelelerin içinde yer alacaklara, geçmişte krizlerin nasıl aşıldığını anlatan, başarıya giden yolları gösteren ve onların işlerini kolaylaştıran bir “pusula” olması murat edildi.
Bu kitap özellikle, TÜRSAB gibi büyük bir yapıyı yönetecek olanlara bir strateji fikri, bir yol haritasıdır.
Ve bu kitap, her şeyden önce, bir emeğin manevi karşılığıdır.
Bu kitap, bir gün biri dönüp “Nasıl başardılar?” diye sorduğunda, o soru cevapsız kalmasın diyedir.
Bugün Türkiye, turizmde rekorları konuşuyorsa, o rekorların arkasında görünmeyen eller, söylenmeyen sözler, yazılmayan hikâyeler vardır
İşte bu kitap, o hikâyelerden biridir.
TÜRSAB’da yönetici olmak, herhangi bir kurumda yönetici olmanın ötesinde, hem kişisel bir özveri hem de toplumsal bir sorumluluk gerektirir.
Bu tür görevler bireyleri, sadece günlük yaşamlarında değil, vicdanlarında da sürekli bir muhasebe içinde bırakır.
İnsan, yükümlendiği sorumlulukların ağırlığını taşırken bir yandan da içinde bulunduğu kuruma ve sektöre değer katma çabasıyla hareket eder. Belki de bu yüzden, bu görevlerin zorluğu kadar anlamı da büyüktür.
Elinizde tuttuğunuz bu kitap, yıllar süren bir birikimin, gözlemin ve tecrübenin bir yansıması olarak kaleme alındı. Bir dönem Genel Sekreterlik, üç dönem TÜRSAB Başkanlığı yapmış biri olarak, bu kitabı bir hesap verme ya da hatıralar derlemesi olarak değil, daha çok bir mesleki değerlendirme ve fikir paylaşımı amacıyla kaleme aldım. Kitabın amacı: sadece yapılanları değil, öğrenilenleri ve hissedilenleri de aktarmaktır.
Bu kitap, turizm sektörünün geçirdiği değişim sürecini anlamaya çalışan bir gözle yazıldı.
Sektörün yaşadığı yapısal dönüşüm, yalnızca rakamlarda değil, aynı zamanda kültürel anlayışlarda, yönetişim biçimlerinde ve toplumsal algılarda da kendini gösteriyor. Bu dönüşüm içinde yer almak ve buna tanıklık etmek, hem sorumluluk hem de önemli bir fırsattır.
TÜRSAB Başkanlığım döneminde yalnızca kendi görüşlerime değil, sektörün genel yönelimlerine de kulak vererek hareket etmeye çalıştım. Bu kitapta yer alan metinlerin büyük bölümü, çeşitli toplantılarda dile getirilmiş, sektöre dair pek çok konuşmanın ardından şekillenmiştir. Dolayısıyla içerik, kişisel bir anlatının çok ötesinde, sektörel belleğe katkı sunma amacını taşır.
Ayrıca, bu kitabın mesleki hafızaya katkı sunmasını ve gelecekte sektörde görev alacak kişilere bir perspektif kazandırmasını umut ediyorum. Bu satırlar, sadece bir dönemin tanıklığı değil; aynı zamanda bir vefa duygusunun, bir teşekkürün ve bir paylaşım arzusunun ürünüdür
Bu yoğun süreçte bana hep destek olan TÜRSAB Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarıma, 8 yıl boyunca birlikte çok işler başardığımız İlker ÜNSEVER’e merhum Fehmi KÖFTEOĞLU’na ve Halim BULUTOĞLU’na, TÜRSAB’da birlikte çalışmaktan mutlu olduğum değerli kurum çalışanlarına şükranlarımı belirtmek istiyorum.
Ama özeliklle sabrıyla ve benden aldığı şirket yönetimi sorumluluğun ağırlığı ile her zaman yanımda olan, olmasaydı bu görevleri hiçbir zaman yüklenemeyeceğim eşim İlknur’a ve ortağım Kaya ÜRÜN’e içten şükran duygularımı bir kez daha ifade etmek istiyorum.
Memnun Talha Çamaş / İstanbul-2025

Merhaba, bu bir yorumdur.
Yorum yönetimine başlamak, düzenlemek ve silmek için lütfen Başlangıç ekranındaki yorumlar bölümüne gidin.
Yorumcuların avatarları Gravatar üzerinden alınır.